Bolşevikler Türk,Müslüman Özerkliğini Kabul Etmedi
Rauşan Gizatullin – Bavyera’daki Sürgündeki Bağımsız Tataristan Temsilcisi Bavyera’da sürgünde faaliyet gösteren bağımsız Tataristan temsilcisi Rauşan Gizatullin, 1917 Devrimi sonrası Bolşevik yönetiminin Tatar ve Başkır milli hareketlerine yönelik politikalarını değerlendirdi. Gizatullin’e göre, devrim sonrasında verilen “özgürlük” ve “kendi kaderini tayin hakkı” vaatleri kısa süre içerisinde sert bir merkeziyetçi yönetime dönüştü. Gizatullin açıklamasında, 1917’de Çarlık rejiminin […]
Rauşan Gizatullin – Bavyera’daki Sürgündeki Bağımsız Tataristan Temsilcisi
Bavyera’da sürgünde faaliyet gösteren bağımsız Tataristan temsilcisi Rauşan Gizatullin, 1917 Devrimi sonrası Bolşevik yönetiminin Tatar ve Başkır milli hareketlerine yönelik politikalarını değerlendirdi. Gizatullin’e göre, devrim sonrasında verilen “özgürlük” ve “kendi kaderini tayin hakkı” vaatleri kısa süre içerisinde sert bir merkeziyetçi yönetime dönüştü.
Gizatullin açıklamasında, 1917’de Çarlık rejiminin çökmesiyle birlikte Volga-Ural bölgesindeki Türk ve Müslüman halkların tarihi bir fırsat gördüğünü ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Tatarlar ve Başkırlar, yüzyıllardır süren baskının sona erdiğine inanıyordu. İnsanlar kendi dillerinde eğitim almak, kendi kurumlarını kurmak ve İslam kültürünü özgürce yaşatmak istiyordu.”
Bolşevik lider Vladimir Lenin tarafından dile getirilen “halkların kendi kaderini tayin hakkı” söyleminin dönemin Müslüman halklarında büyük umut oluşturduğunu belirten Gizatullin, kısa süre sonra Moskova yönetiminin bu hareketleri tehdit olarak görmeye başladığını savundu.
“İdel-Ural Projesi Moskova’yı Rahatsız Etti”
Gizatullin’e göre Tatar ve Başkır aydınlarının geliştirdiği İdel-Ural projesi, Türk-Müslüman halkların siyasi ve kültürel haklarını korumayı amaçlıyordu.
Dönemin önde gelen isimleri arasında Sadri Maksudi, Gayaz İshaki ve Zeki Velidi Togan yer alıyordu.
Gizatullin konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“İdel-Ural hareketi yalnızca siyasi bir proje değildi. Bu hareket, Türk-Müslüman kimliğinin korunması ve halkların kendi geleceğini belirleme isteğiydi. Ancak Moskova, bunu Sovyet iktidarı için bir tehdit olarak gördü.”
O dönemde kurulan Milli Şura, Milli İdarə ve Müslüman askeri birliklerinin kısa süre içerisinde Kızıl Ordu tarafından dağıtıldığını belirten Gizatullin, Bolşevik yönetiminin özellikle bağımsız askeri ve siyasi yapılardan rahatsız olduğunu söyledi.
Başkır Hareketi ile Çatışmalar
Zeki Velidi Togan öncülüğündeki Başkır hareketinin başlangıçta Sovyet yönetimiyle uzlaşma arayışında olduğunu belirten Gizatullin, ancak süreç içerisinde ilişkilerin sert biçimde bozulduğunu ifade etti.
“Bolşevikler başlangıçta özerklikten söz etti. Fakat Başkır hükümet organlarına müdahale edilmeye başlanınca çatışmalar kaçınılmaz hale geldi.”
Gizatullin’e göre daha sonra kurulan Başkır ve Tatar özerk cumhuriyetleri ise “gerçek bağımsızlığa sahip olmayan, Moskova’ya bağlı yapılar” olarak kaldı.
“1930’larda Büyük Baskı Dalgası Başladı”
1920’lerin sonu ve 1930’larda Sovyet yönetiminin Müslüman toplumlara yönelik baskıyı artırdığını dile getiren Gizatullin, özellikle Joseph Stalin döneminde ağır tasfiyelerin yaşandığını söyledi.
“Camiler kapatıldı, medreseler dağıtıldı, din adamları ve aydınlar ‘pan-Türkçülük’ ve ‘karşı devrimcilik’ suçlamalarıyla hedef alındı. Binlerce insan sürgün edildi veya öldürüldü.”
Bugün Tatar ve Başkır toplumlarında bu dönemin hâlâ büyük bir tarihsel hafıza konusu olduğunu vurgulayan Gizatullin, yaşananların yalnızca geçmişe ait bir mesele olmadığını ifade etti.
“1917 sonrası yaşananlar, halklara verilen sözlerin nasıl geri alındığını gösteriyor. Bu nedenle Tatar ve Başkır milli hareketlerinin tarihi bugün de tartışılmaya devam ediyor.”
https://yoncagazetesi.com/index.php/2026/05/13/bolsevikler-turkmusluman-ozerkligini-kabul-etmedi/
https://tatar-toz.blogspot.com/2026/05/bolsevikler-turkmusluman-ozerkligini.html
https://kashapov-rafis.livejournal.com/766436.html?newpost=1
https://x.com/akhmerov_marat/status/2054571057093242957


